24 Eylül 2017 Pazar



Unutuyorum hep unutuyorum, kaç yaz'ım kaldı bilmiyorum, hala kırk'ımda ölmek istiyorum. mesela.
Bu kadar uzun zamandan beridir hiç bu denli sıkışmamıştı içim. Ne denli rahatmışım şimdi anladım. Apaçık gökyüzüm birden kapkara bulutlarla kaplanmış gibi oldum. Bu yaz istanbul'a ben Pera'da ofisteyken yağan yağmur gibi, yaz yağmuruyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan yağmur gibi. Tepemizden başımıza dolu parçaları fırlatarak. Kızmak istiyorum ama kızamam ki hakkım yok. Hem ne diye kızacağım. -Ordan bakınca anlaşılmıyorsa söyleyeyim bu mutlu bir yazı.- 

                                                                 -  S O N -

Bak, bu da son. Mutlu Son.



Yazınca her şey ne kadar kolay-mış gibi. Ders kitaplarındaki teorik bilgiler-miş gibi. Oku-muş'uz, inan-mış'ız, öğrendiğimizi san-mış'ız, sınavlardan sonra unut-muş'uz gibi. Kendimizi de kandır-mış'ız gibi. Tam olarak bilinmeyen bir zaman dilimi sonunda gibi kelimesini kullanmamıza gerek kalmaması gibi. Hadi buna gerçekleme diyelim.



EYLÜL GÜNLÜKLERİ '17


  Okul açılalı 2 hafta oldu. Bu dönem tüm günlerim okulla dolu. Çünkü deliler gibi çalışıp mezun olmaya karar verdik. Hatta haftamın tek küçük boşluğu olan cuma öğleden sonrama da sevgili okulumuz danışmanlarımızla güya bir araya gelip kariyer manyaklığımıza ne yönde devam edeceğiz konuşup birlikte hayaller kuralım temalı akademik danışmanlık dersi koydu. ama birlikte zaman harcamamız ve kafa yormamız gereken danışmanımın o gün gün boyu dersi olduğu için o da bize şöyle bir mail göndererek dönemin ilk kazığını attı.  


12 Eylül 2017 Salı


Hayatımı şu anda bir filmden kesitler olarak düşündüğümde kulağıma submarine tınısı geliyor. Sanki böyle pembe gözlüklerimizi çıkarıp yatağın ucundaki komodinin alt çekmesinde unutulmaya yüz tutması için bırakmışız. Sonra mavi camlı gözlüklerimizi takıp her sahnesine bir parça hüzün ve melankoli eklemişiz. Baby blue. Böyle puslu bir mavi ama. Çünkü her seferinde duyguların en zirve noktaya ulaşmasında bir takım aksaklıklar olmuş. Ben de şikayet etmeyi bırakıp durumları kanıksayıp normallerin aslında hep bu şekilde geliştiğini düşünmüşüm.