18 Aralık 2016 Pazar


Başarılı bir mimar olmak için yeteri kadar duyarlı olmadığımı farkettiğim zaman en çok da bu konuda yapabileceğim bir şey olmamasına üzülmüştüm. Ya da belki de buna bile yeteri kadar üzülmemiştim ama bir noktada mutlaka kendimi kötü hissetmeye başlamış olmalıyım ki içimde uzun bir süredir kurtulamadığım bir his var. Sorsan kurtulmak için bir şey yaptın mı diye. Derim ki gerçekten kurtulmak istiyor muyum ki? Sorsan eski seni özlüyor musun diye. Hem de deli gibi. Ama sadece bazı kısımlarını. Şimdiki ben ve eski benden ortaya bir tutam bir tutam koyup karıştıralım. Aslında olması gereken şimdiki benmiş gibi, daha gerçek olan. Ama nasıl olur ki? onca sene beni yaşayan kimdi o zaman? O da ben'dim. Sevdiğim herkes de ben'im, hatta sevmediklerim bile bir parça ben olabilir mi, yok yok şansını fazla zorlama. Çok rica edeceğim, hayatının bir noktasında drama queen olmayı bırakmayı denemelisin belki de.

Her iki senede bir hayal dünyasına sıkışıyorum. Kendime farklı gezegenler bulup onların uydusu oluyorum. Ay' olmak zor olsa gerek, bence o da yoruluyordur. Ah bir dili olsa da konuşsa şu kraterlerin? Ne diyorum ben allaaşkınıza. Ben sana "En büyük hayalin ne?" diye soruyorum. -ensevdiğimşeylerlistesibirnumara: insanların heyecanlı bir şekilde, gözleri parıldayarak bana hayallerini anlatması. ensevdiğimşeylerlistesiikinumara: polar pijama /bundan başka bir yazımda bahsederim belki de/ - Ben anlamıyorum. Eminim sen okusan sen de anlamazsın. Yok canım, anlamanda bir sorun olduğundan falan değil. Diller üzerine herhangi bir ilgin olmayışından. Kısa özet: duyguların evrenselliği ve biraz da hayatımdaki zaman kırılmalarıyla atlanan dönemler temalı birtakım iç döküşler-çekişler lerlerler.  



-küçük bir özür.
 kendime.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder