17 Ocak 2016 Pazar


Çok düşünüp az hissettiğim zamanlar oluyordu, ama bu sanki az düşünüp çok şey hissettiğim bir zaman dilimiydi, nasıl oldu anlamadım, bakıyordum. Toplam bir saat bile etmedi. Aklıma düşünce dilime de düşüyormuş.

Bırak şimdi bunları. Bırakamıyorum.

Doğum günümden 2 gün önce Fuck you şarkısı eşliğinde habitatta 6 saat boyunca içime patex çeke çeke maket yaptım. Bir yerden sonra midem bulanmaya başladı ve sanki boğazıma bir toz tabakası yapışmış gibi hissetmeye başladım. Bu his günlerce geçmedi. Sonra boğazımın şiştiğini düşündüm, sonra dedim "n'alaka?"
Ocak'ın 7sini 8'e bağlayan gece doğumgünüm için heyecandan uyuyamadığımdan uyanık girdim demek isterdim ama teslimim olduğu için George Braque'ın bir tablosunu 4 farklı şekilde boyayarak girdim. Çok saçma bir nedenden dolayı olsa da belki de yılın kendimi en mükemmel hissetmem gereken gününde kendimi bok gibi hissediyordum. Böyle hissettirildim. Hayatımda hiç bu kadar kötü bir doğumgünü geçirdiğimi hatırlamıyorum. Doğum günlerinde dilenen dilekler gerçek olsaydı eğer o gün için başka bir evrene gitmeyi dilerdim.

22 oluşumun akşamında artık çocuk gibi hissetmediğimi ama büyük gibi hissetmediğimi de sanki 18 yaşımdan öteye çok fazla uzaklaşamamış hissinde olduğumu düşünerek geçirdim. Sonra da bazı şeyler için doğru vakti beklemek gerektiği kadar o doğru vakti geçirmemenin de çok önemli olduğuna kanaat getirdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder