17 Aralık 2015 Perşembe


2014 oldukça iyi bir yıldı. Hatta çok güzeldi. Neden bilmiyordum. Ama çok iyi hissediyordum. Üstelik belki de etrafımda büssürü belirsizliğin kol gezdiği zamanlar geçiriyorken. Belirsizlik kiiiiiii benim en büyük korkularımın yapıtaşı. Zaman algım şaşmadı, 2016'ya girmemize sayılı günler kaldı, biliyorum. 20 yaşındaydım. Bana belki de hayatımın en köklü değişikliklerini getirecek ikinci onluğuna adım atıyorum yazmıştım. 22'ime girmeme de sayılı günler kaldı. Büyüklü küçüklü birçok değişiklik oluyor, takip etmekte zorlanıyorum. En azından hayatımda kırılma noktası yaratacak olanları anlayabilse-ydi-m keşke.



-Muhtemelen hayatımda bir daha göremeyeceğim birisinden çok fazla etkilendim.

13 Aralık 2015 Pazar


Aman Allahım napıyorum ben! Daha 21 yaşında olduğumu unutmuşum!

9 Aralık 2015 Çarşamba



"...In a world of fixed future, life is an infinite corridor of rooms, one room lit at each moment, the next room dark but prepared. We walk from room to room, look into the room that is lit, the present moment, then walk on. We do not know the rooms ahead, but we know we cannot change them. We are spectators of our lives.

Time is like the light between two mirrors, time bounces back and forth, producing an infinite number of images, of melodies, of thoughts. It is a world of countless copies.

Every action, every thought, every breath of wind, every flight of birds is completely determined, forever.."

Hikayemdeki zaman algısı böyle bir şey olsa da gerçekte birbiriyle hiç bağlantısı olmayan günler geçiriyorum. Bu beni çoğunlukla memnun edip bazen de öyleki, aşırı yoruyor. Her şeyin dışında, dönemin bitirme projesinde hikayemin kuşlarla ilgili olması çok tatlı bir şans bence.  Dün Londra'daki Barlett School'dan misafirlerimiz vardı. George bana sürekli sorular sorup durdu, ben de bir sürü sorusunu yanıtsız bıraktım. Okulu bitirdiğimde burada yaşayıp yaşamak istemediğimi sordu. Hayır istemiyorum diyince epey şaşırdılar. Sonra önüme Türkiye haritası koyup neresi olsun dediler. Hiçbir yer dedim. Buna daha da çok şaşırdılar. Büyüdükçe iflah olmaz bir kararsız olduğumu söyleyemedim onlara. Çünkü bundan bile emin değilim. Bir gün bir yere gideceğim ve "burada yaşasam ya, ne güzel olur" diyeceğim mesela. Sonra olaylar kontrolümün dışında gelişecek. Kimi kandırıyorsam zaten, şimdiye kadar neyi kontrol edebildim ki..  Bugün George'un yirmibeşinci yaş günüymüş. Ona doğumgünü için heyecanlı olup olmadığını sorduğumda yaşlandığı için üzüldüğünü söyledi. İnsanlar genç yaşları fazla romantize ediyor bana kalırsa. Bazen o kadar değişik hissediyorum ki. Çok tuhaf yani. Konuyla tamamen alakasız birinin söylediklerini düşünüyorum hep. Ama hep. Bir insan nasıl bu kadar her konuda haklı olabilir. Dünyada gerçekten o kadar çok insan var ki. Birbirimizin hayatlarına bir şekilde bir yerden değiyorsak, duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşabiliyorsak. Demek istediğim orada da bir dünya var. Burada da bir dünya var. Aslında her insanın bir dünyası var. Her insan bir dünya. Gezilecek çok yer var o halde. Çok az da vakit. Nasıl olacak bu işler, bilmiyorum. Eylemsizlik denen fizik kanunun hayatlarımızı farkettirmeden bu denli güçlü şekilde etkileyebiliyor oluşu canımı sıkıyor.

-yerinden kopmak için bir rüzgar bekleyen kökleri zayıf bir bitkiyim ben.