10 Kasım 2015 Salı


Dün gece Building Materials vizesine çalışacağım diye neredeyse hiç uyumadım, yani sabahlama niyetindeydim ama kafamın içi bulanmaya ve kafam düşmeye başladığında azıcık kestireyim diye kafamı yastığa koyduktan 18 dakika sonra karabasan ile uyandım. 20 yaşımdan sonra niye böyle bir illetle tanıştım, bilmiyorum. Bazen sanki kafam çok dolmuş ve artık içine hiçbir şey sokamıyormuşum gibi geliyor. Ağzımdan girince kulaklarımdan, kulaklarımı kapatınca burnumdan taşıyor. Bu beni endişelendiren bir durum. Sınavda hatıraldıklarımı yazmaya çalışırken yanımdaki kız hazırladığı kopya ile tüm kağıdını çatır çatır doldurdu. Sonra 21 yıldır tüm benliğimle hiç etik bulmadığım ve hiç beceremediğim bu hareket için "acaba kopya çekmek de bir sanat mı lan ?" diye düşündüm. Bilmem. Ama bildiğim şeylerden biri mimarlıkta ortalamalarının havalarda uçuştuğunu gördüğüm çoğu insanın kopya çektiği. Sonra.. mimarlık çok mu kolay?

Girdiğim pizzacıdaki çocuk bana yürüdüğü için menüde tek bardakla sınırlı olan çayı, sınırsız bardak içtim. Bugünümün en iyi olayı buydu sanırım.

Dans dersinde hoca beni gösteri grubu için seçti ve ben de katılmayı kabul ettim. Çarşamba da hep birlikte milongaya gidecektik ama ekonomi vizesine çalışmam gerekiyor. Çünkü ekonomi çok önemli.

3 yorum:

  1. Sanat. Bir arkadaşım ses kaydı yapar kulaklığı takar saçların içine gömerdi sonuç yüksek not ortalaması :D

    YanıtlaSil
  2. çay olayı iyi olmuş. çok çok başarılar hadiii :)

    YanıtlaSil