30 Ekim 2015 Cuma


Beklenmedik zamanlarda olan şeyler.

27 Ekim 2015 Salı


Kimin neyi söylediği değil de; neyi kimin söylediği.

Olmasa keşke.

26 Ekim 2015 Pazartesi


Geçenlerde 3400'ün terasına çıkıp yere oturup gökyüzüne bakarak bulutları çizdik. Kendimizi bulutları anlamaya çalışırken bulduk. Terapi gibi, epey huzur dolu dakikalardı.

İçimden çok fazla şey geçiyor. Dışımdan çok fazla şey geçiyor mu. Sanmıyorum. Ama. Umursuyorum. 21 buçuğunu geçmekte biri olarak yapmaktan sıkıldığım bir hata; hala insanları tanımakla ilgili ilk izlenimlerime güvenmeye devam etmem. Mesela dünyadaki en masum kişi gibi duran birilerinin oldukça karanlık bir kalbe ve kötü duygulara sahip olabilmesi gibi durumlar da epey can sıkıcı. İnsanlar nasıl bu kadar kör bazen anlam veremiyorum. Ya da belki de ben körüm ve aralarındaki gizli anlaşmaları göremiyorum.

'Bir insanı en iyi tanıdığın zaman, ne zamandır?' sorusuna "Bir insanı en iyi tanıdığın zaman aslında sadece bir an'dan ibarettir, çünkü zaten yarın bile şu an olduğumuzdan farklı bir kişi olacağız hatta 5 dakika sonraki biz ile şimdiki biz aynı değil." gibi çok mantıklı analizlerle cevap verebiliyorken.

Anlatacağım çok şey var gibi ama aynı zamanda da yok gibi. Bir de zaman yok gibi. Tüm bu yok olan şeylerin yanında değişen planlar var gibi.

Sık sık şunu düşünüyorum: İstanbul hepimize yetecek kadar büyük değil.

Dans ederken ise başka hiçbir şey düşünmüyorum. Keşke daha önceden.

Haftaya işaret dili kursunun 2. kuru başlıyor.

12 Ekim 2015 Pazartesi


Dün eve dönüş yolunda bindiğim otobüs İzzetpaşa'ya geldikten sonra güzergahını değiştirip karanlıktan ötürü pek seçemediğim ara sokaklara filan girip hızlı hızlı ilerlemeye başladı. Ben de bir yandan kulaklıkla müzik dinlerken, herhalde bir yerlerde kaza oldu da kestirmeden çıkacak vatan caddesine diye düşünüyorum. Otobüste kalmışız üç beş kişi. Sonra durak panosuna baktım, bilmediğim durak isimleri yazmaya başladı. Kendi kendime "LAN??" dedim. Öne gidip pardon, biz nereyiz şu anda acabaaa?? dedim şoföre. Kağıthane'ye geldik demez mi? eee Çağlayan'dan geçmediniz?? dedim. Üstüne de tutup bana, Çağlayan'da otobüs yakmışlar Vatan caddesi'nde olay çıkmış ablacım gidemem o tarafa ben canımı sokakta bulmadım RERÖRERÖ. demez mi? Dedi valla. Eee ben Vatan Caddesi'nde oturuyom nası gitcem oraya falan fişmekan derken herif eliyle abuk subuk bir yön gösterip burlardan şurlardan minibüs kalkıyor falan dedi, beni de Kağıthane otobüsler durağında sepet gibi bıraktı. Gecenin bi vakti etrafta in cin top oynarken oradaki Çağlayan'a kalkması gereken otobüslerin şoförleriyle konuştum. Otobüsleri kaldırmayacaklarını söylediler. Sonra bir şekilde Çağlayan'ın yakınlarında bırakan bir durağa ulaşıp eve yürüyerek gittim. Caddede toma ve sbilmemkaç kodlu tank gibi bir araç vardı. Kafamı iki omzumun ortasında tutmada zorlanacak kadar hasta olduğumdan mıdır dönüş yolu sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelmişti.

-Perşembe günü dört günlüğüne Gaziantep'e gidecektik. Gitmiyoruz.


Whose space projesi kapsamında geçen hafta tüm haftasonu Sağır handaydık. Ama ilk önce Eminönündeki tüm hanları gezdik Çalışmak için ise Sağır Han'ı seçtik. Burası lego gibi zaman içerisinde eklene eklene çeşitli dokuların bir arada görülebileceği bir yer olmuş. Hanı daha iyi tanıyabilmek için gördüğümüz her deliğe girmeye çalıştık ve çatılarda dolandık.Yerlerde ve taşlarda oturarak eskiz yaptığımızı gören han halkı bize masa verdi, çay verdi. Kimisi antin kuntin laflar ederken kimisi de oraları komple yıkıp otel, avm yapacağımız endişesinde naptığımızı öğrenmeye çalıştı. Avlu tarafındaki dükkanlardan birinde çalışan Suriyeli bir bey de hiç Türkçe bilmemesine rağmen misafirperverliğini göstermek için bize deniz kabuğundan kalp şeklinde süslerden yapıp hediye etti, normalde o kabukların sedefinden tavla kabı süslüyorlarmış.  


Bu haftasonunun tümünü de stüdyoda çalışarak geçirdik. Acıkınca Nida ile pizza söyledik ama orta boy almaya çalışırken yanlışlıkla küçük boy pizza almışız, gelince farkettik :( Neyseki benim midem küçük.

Akşam saatlerine doğru din ve duygular üzerine tuhaf ve derin bir konuşmaya girdik. Kendimi açıklamaya çalışıyordum. Ama açıklayamadığım bir şekilde de kendimi hiç bu kadar anlaşılmaya çalışılıyormuş gibi hissetmemiştim. Garip.

7 Ekim 2015 Çarşamba


Bugün bu listedeki bir şeyin daha üstünü çizmek için bir adım daha attım ve tango kursunun başlangıç dersine gittim.