29 Eylül 2015 Salı


Sabah history of turkish architecture dersinde sınıfa dün kafasını okşadığım kedi geldi ve neredeyse en arkada oturmama rağmen gelip ön sıramda durup gözlerini gözlerime dikti. İki üç dakika öyle durduktan sonra sağ elimin iki parmağını birleştirip kendi sıramın üstüne doğru vurup onu davet ettim. Minik kerata hemen gelip kucağıma kıvrıldı, ve koca bir ders saati boyunca kucağımda uyudu. Güven duygusu müthiş bişiy.

28 Eylül 2015 Pazartesi


Hayatımda ilk defa bir kediyi sevimli bulup içimden kafasını okşamak geldi. Bu olayı unutmayayım. Bu olay 19.06 sularında bir Taşkışla akşamında gerçekleşiyor.

Çocuklar da eskisi kadar korkutmuyor sanırım.

Burada olmayı seviyorum. Burada çok eğleniyorum. Ama sanki buranın dışında, bizi bizden başka kimse anlamayacakmış gibi geliyor.

23 Eylül 2015 Çarşamba


Cuma günü yine 'bir yere yetişmeye çalışıyormuş' yürüme stilimle İstiklal'de hızlı hızlı yürürken kulağıma birtakım tanıdık melodiler geliyor. Kalabalığın öbekleştiği yere doğru gidiyorum. Light in Babylon. Yaklaşık 3 sene önce bir video'sunu izleyip çok beğendiğim kadını 1 metreden az mesafeyle kalabalığın en ön sırasından izliyorum. Dinliyorum. Daha öncekilerdeki gibi aynı duygu yoğunluğuna ulaşmaya çalışıyorum. Doğru zamanda doğru yerde olduğum nadir anlardan.

Bugün, olmayan navigasyon yeteneğim ile yine bir yerlerin giriş çıkışlarını bulmaya çalışırken Nicole diye bir kadınla tanıştım. Beşiktaş'ta, sanat galerisinde yazarmış. Bienal hakkında yazı hazırlıyormuş. Bana adımın anlamını sordu ve huzur veren kutsal ışık gibi bir şey olduğunu söyledim. Çok hoşuna gitti. Nicole'ün hiçbir anlamı yokmuş. Arter'deki kutup ışıklarını da beğenmemiş. Too scientific dedi. I love science dedim sonra, evet aslında kişiden kişiye değişir'e bağladı ve konuyu kapattık.

15 Eylül 2015 Salı


20,5 yaşından sonra günbegün kendi kendime dikkat dağınıklığı rahatsızlığı geliştirmeseydim belki işlerim biraz daha kolay olabilirdi. Bugün, stüdyonun ilk gününde, masaya kendimizle ilgili objeler koyarak birbirimizin karakterleri hakkında tahminler yürütüp, yorumlar yapmaya çalıştık. hocanın benim koyduğum obje üzerinden benim objelerle duygusal bağ kurduğum, çıkarımı ise şimdiye kadar benim hakkımda başkası tarafından yapılmış en sağlam tespitlerden biri olabilir. Genelde bu tespitleri ben yaparım. Çünkü kendimi en iyi yine kendim anlıyorum. Diğer insanlar ise kendimi yanlış anlıyor. Hayatımın koca bir yanlış anlaşılmadan ibaret olabileceği sanrısı ise arada zihnen acı çekmeme sebep oluyor. Bizi koca bir fanusa koydular. Bu dediğim çok gerçek. Hayır, şaka yapmıyorum, koridorun ortasındaki dev cam dört tarafı kapalı yeni dersliğimizden bahsediyorum.

9 Eylül 2015 Çarşamba


Bazı zamanlar bazı şeyleri anlıyorum. Ama sonra unutuyorum. Çünkü hafızamın kişileri ve olayları hatırlama kısmı zehir gibiyken, durumları ve bilgileri hatırlama kısmı bizim öğrenci işleri gibi. Hiç çalışmıyor. İşte sonra anladığımı unuttuğum şeyleri yeniden anlamam filan gerekiyor. Yorucu ve yıpratıcı birtakım zaman dilimleri. Bugünlerde bunlara ek olarak, yemek yemeyi unutuyorum. Günde iki öğün. Çay içmek kahvaltıdan sayılıyorsa. Okulun yeniden açılmasına 4 gün kaldı. Benliğimi olabildiğince stressiz tutabildiğim ve istediğim kadar uyuyabildiğim bu günleri özleyecekmişim gibime geliyor.. Bak şimdiden gel-di.

Bakalım kendimi bu dönem ne maceralara atacağım?  

Bugün 17 ayı Kabataş adalar iskelesi'nden denize salladım. Herkes oradaydı. Kimse görmedi.

5 Eylül 2015 Cumartesi


"there's a bluebird in my heart that
 wants to get out
 but I'm too tough for him,
 I say, stay in there, I'm not going
 to let anybody see
 you."