11 Ağustos 2015 Salı


Birtakım işler peşindeyim.

Zayıf insan hafızamdan uçup gitmesin diye fransızca tekrar ediyorum. Hatta geçenlerde pratik yapayım diye interpals'a üye oldum, iki günlük üyeliğimin sonunda anladığım kadarıyla gelmeyin arkadaşlar ortamda SEKS DÖNÜYOR. Aptallık bende ki dil geliştirme olayının bu sitede yanlış anlaşılmamış olabileceğini düşünmüşüm.
Sanırım memrise'dan devam etsem iyi olacak.

Bugün Gassaray'a A1 sertifikamı almaya gittim. Sonra ordan da AÖF'den süpriz yumurtadan çıkar gibi bana verilen Onur Belgesini almaya gittim. Onurlandırılmak güzel bir duygu fakatvelakinki her sınava o kadar son anda çalışma fırsatı bulmuştum ki insan gerçekten hayret ediyor arkadaşlar. Sonra da sergideki projemi toplamaya okula gittim. Proje maketlerimden birinin yerinde yeller esiyordu. Etrafı aradım ve biraz sorup soruşturdum. Maketimin akıbet olasılıkları: ya çalınmış, ya da hizmetliler tarafından çöpe atılmış. Biraz üzüldüm. Şayet maketimi biri çaldıysa umarım kötü emellerine alet edemeden  elinde paralanır. Bu işler böyle arkadaşlar. Sonra Mephisto'ya gittim. Bir kitap sordum, kalmamış. Şanssız günümdeyim diye düşündüm. Yolda birkaç kere de tacize uğradım. Moralim bozuldu. Bu konu ile yazmak istediklerimi yazıp sildim. Sadece şunu belirtmek isterim ki; İstanbul'da yaşamak çok boktan. İstanbul'a yeni gelmiş olanlar veya henüz hiç gelmemiş olanlar burayı pek matah bir şehir zannediyor. Ama değil. DEĞİL YA. Bu dışarının toz dolu pis ve yapışkan havasına karışmış kirli düşünceler beni çok rahatsız ediyor. İstanbul'u terkettiğim gün dönüp arkama bakarsam.

2 yorum:

  1. Maketine üzüldüm. Emek verdikten sonra insan evde dursun istiyor. O tacizlerden bıktım usandım. Artık iğrenç sözlere cevap bile vermiyorum. Keşke hepsini toplayıp sibiryanın soğuklarına bıraksalar :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de üzüldüm :( Sibirya soğuğuna değil de uzay boşluğuna bıraksalar keşke.

      Sil