9 Mayıs 2015 Cumartesi


Bir(1) kere uçurum gibi bir yerden düşme tehlikesi atlatmama rağmen Denizli, Aydın gezim çok güzel geçti. Bu arada Denizli pek sıcak bir şehirmiş, insanları da pek minnoş imiş.

Sabah otele yerleştikten sonra kahvaltı ettik ve yeniden yola çıkıp Hierapolis'e gittik. Nekropolisi, Agorası, Latrinası filan derken baya gezdik. Size bir şey söyleyeyim mi? Tuvaletler insanların eskiden sosyalleşme alanlarıymış. Ve bu bence çokomik. O zamanlarda yaşasaydım komik gelmeyecekti tabi ama... Sonra boyumuz kadar başakların kapadığı, daracık, zorlu bir yoldan tiyatroya gittik, patikada sürekli yolun sağından solundan önüme bir yılan fırlayacağını düşündüm ama antik tiyatrolar çok güzel. Orada  kesit çizdik. Sonra Pamukkale traverterlerine gittik. Kireçten bembeyaz olmuş kayaların üstünde, suların içinde şıpıdık şıpıdık gezdik. Orası da çok güzeldi.
Sonra hoca, isteyenler otele geri dönebilir, görmek isteyenlerle Laodikeia'ya da gideceğiz dedi. E biz de GELDİKOKADARGÖRMEDENGİTMEYELİM mantığıyla Laodikeia'ya da gittik. Akşam önüme konan her şeyi yedikten sonra, Denizli gecelerine aktık ::)) demeyi çok isterdim ama o gün aşşırı yorulduğum ve sol ayağım yeniden şiştiği için yatağıma devrildiğim gibi kaldım :(

İkinci gün sabahında kahvaltıda gevşek gevşek son lokmamı ağzıma atarken, kahvaltıdan sonra otelden ayrılacağımızı öğrendim. Allahaşkına, tüm bunlar söylenirken ben nerde, n'apıyordum!? Ömrümün en hızlı bavul toplayışını yapıp sonra aşağı indim. Aphrodisias'a gidip gezdik. Hamam kalıntılarını inceledik. Buralarda IndianaJonesvari duygular yaşadım. Magnesia'ya gittik sonra da. Orda da Artemis Tapınağı vardı. Oraları da gezdikten sonra Aydın'a doğru yola çıktık. Didim'de Temple Miletos diye bir otele yerleştik. Bu otel Denizlideki otele bin basardı ama zaten otellerde fazla vakit geçirmiyorduk. Anlayacağınız no problemo.
Akşam ortada bir beach party lafı dolanıyordu ki, İtalyan erkeklerinin tüm çekiciliğini potasında eritip bünyesinde toplamış olan yay burcu Salvatore sen mi yapıyorsun bu beach party olayını ;;)) dedi. Ben de yööoo .d dedim. Akşam yemeğinden sonra Merve, Salih, Mahmut, Furkan ve ben sahile indik. Sahil boyunca yürüdük sohbet ettik. Sonra kumsalda sadece ortasında ateşi ve gitarıyla akdeniz akşamları çalıp söyleyen çocuğun eksik olduğu çembere katıldık. Ordan ayrıldıktan sonra da çok tatlı country, indie şarkılar çalan sahilde bir kafeye oturduk. Ama biz oturunca nedense seviye düştü ve gülşen filan çalmaya başladı. Oysaki dans etmeye niyetlenmiştik. Sonra ordan da kalkıp otele döndük. Ama gece eğlencemiz bizi kesmediğinden lobide tekrar buluşup oyun oynadık. Sabaha doğru da BOKS GECESİ izledik? Bunu neden yaptığımıza dair pek bir açıklamam yok...

Sabahına da Didyma, Miletos, ve Priene'yi gezdik. Ben bez çanta koleksiyonu yapmaya karar verdim. Mustafa da bana bir çanta hediye etti. Onu da koleksiyonuma ekledim. Otobüste POKER FACE yapma oyunu oynadık ama ota boka güldüğüm için kaybettim. Dönüş yolunda doğru düzgün uyuyamadığımdan biraz canım sıkıldı ama yolculuğumla ilgili genel olarak her şey çok güzeldi, tabi yanımda sevdiğim arkadaşlarımın da olmasının büyük bi payı var tabii. Yolculukta blöf ve batak oynamayı da öğrendim. Blöf adlı oyunu blöf yapmadan oynamaya çalıştığım -blöfyapamıyor- için, batak oyununu da çoğunlukla aslara sahip olup ama kart saymayıp haybeye oynadığım için kaybettim. Neyse gördük ki olası bir lotushotel durumunda kalırsam demek ki rızkımı kumara yatırmamam gerekiyormuş çünkü ölümüne kaybedermişim. Şimdi size anlattığım her şeyi unutun.
Çünkü;

What Happens in Didim Nights Stays in Didim Nights.

1 yorum:

  1. Kumarda kaybeden aşkta kazanırmış ayşenuuuuur ;))

    YanıtlaSil