30 Nisan 2015 Perşembe


Gecenin bu saatlerinde.. ya da sabahın bu saatleri.. ay ne desem bilemedim, hah "vakit'in daha erken" olduğu saatlerde, -sonuçta hep "vakit daha erken"dir- yine bavul hazırladım. 24 saatten kısa bir süre içinde Denizli'ye uçuyorum. Yok ya uçakla gitmiyorum. Normal uçucam işte. Kuşum ya ben. Offf vakti zamanında ne sıkıcı soyadlar vermiş bize nüfusa kayıt işlerinde çalışan insanlar. Tüm gün kimisi ince kimisi tombik parmaklarıyla tak tak tak daktilonun tuşlarına basıyor. Bir neslin kaderi onun iki parmağının ucunda, belki de bir harf hatasında. Büyük güç büyük sorumluluk getirir, üfff kendini nasıl da önemli hissediyor, tersbaktın, yanbastın dediği tüm adamlardan hesabını burda soruyor. meselayani

Saçlarım ıslak. Kuruyunca yatsam mı acaba, ya da uykum yokken bir şeyler mi çizsem, uykum yok gibi hissediyorum ama bıraksalar uyurum gibi de sanki. Sabah mı kalkıp yapsam..... çok mutsuzum ya 2 saat önce kadar küflenmiş bir kruvasanı yarısına kadar yedim. Garip bir koku gelmesine rağmen kruvasana bir şans daha verip onu yemeye devam ettim. TA Kİ KÜFÜ GÖRENE KADAR! Son kullanma tarihi de geçmemiş ki, niye böyle şeyler benim başıma geliyor :(

Dönüşte hemen festival var. Proje teslimiyle aynı günlere denk gelmesine rağmen kombine bilet almak gibi şuursuzca düşüncelerim var. Yılın en sevdiğim zamanları oysaki. Seneye de Teoman'a gideriz şakam gerçek olacak galiba.

2 yorum:

  1. Annem çantama yemek yemeyi atlıyorum diye hep birşeyler atar. Geçen ikram atmış açtım onu sonra karnım acıktıkça yenim.En son beşinci günde kusturacak tada erişmişti. Gerçi kruvasan bir oturuşta yenir be :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yemeseydim ben de çantama atacaktım da....

      Sil