28 Mart 2015 Cumartesi


Günlerdir sol ayağım şiş bir şekilde acı çeke çeke geziyorum, ama bu durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorum. Nedense kendiliğinden geçeceğine olan inancım baya tam. Yoksa ben kuantum düşünce tekniğini çok mu yanlış anlamıştım? YOKSA ACI ÇEKMEKTEN ZEVK Mİ ALIYORDUM!? Bu işe verdiğim ciddiyet derecesi ise şu kadardı : ayağımın şiştiğini ilk farkettiğim de tombikleşmiş ayağıma bakıp eğleniyordum, annem beni görüp de gül gül bir şey olursa görürsün tarzı bir şeyler deyince işte o an durumun önemini kavradım çocuklar. Neyse, ben üşbeş gün daha bekleyeyim de geçmezse yaparım bişiyler.

Cuma Arter'deki Time maker sergisine gittik. Bir adamın anadan doğma şekilde dövme yaptırırkenki acısına tanıklık edip, bir göz ameliyatı ve fare kesimi izleyip, ısıtılmış camla oyuncak gibi oynayıp büyük vazolar, kaplar yapan amcalara bakıp VAY VAY VAY dedik. Ben onları dev birer lolipopa benzettim. DEV LOLİPOPLAR DEV LOLİPOPLAR EVERYWHERE..

Teslimiydi, ödeviydi, vizesiydi derken geçen haftayı kara kara nasıl çıkaracağımı düşünüyordum şimdi ise önümüzdeki haftayı nasıl çıkaracağımı, bu işler sanırım bundan sonra bir kısır döngü şeklinde devam edecek.

-en azından önümüzdeki 2 ay boyunca.
 

27 Mart 2015 Cuma


Nihayetinde aşk diye bir duygunun olmadığına inanıp kendi hayatımın içinde bir yerlerde kaybolurum, sonuçta yaşanamayan aşkların da bir sonu var, o zamana dek mahalle takımının köşe başı serserilerinden biri gibi görünen Alex abimiz aşk üzerine yazdığı en güzel sözleri söylemeye devam etsin.





"Do you still feel younger than you thought you would by now
  Or, darling, have you started feeling old yet?

  Don't worry, I'm sure that you're still breaking hearts
  With the efficiency that only youth can harness..
"




24 Mart 2015 Salı


Bugün Deniz abla ile Almanya'ya gitmeden önce son kez buluştuk. Onun, hayatının bu yeni evresi için heyecanını görmek güzeldi. Analiz ve gözlem yeteneğine çok güvendiğim insanlara bayılıyorum, keşke etrafım hep böyle ve uzun zaman sonra görüştüğümde bile aynı samimiyeti yakalayabildiğim insanlarla çevrili olsa, onlar hep mutlu olsa.

22 Mart 2015 Pazar





19 Mart 2015 Perşembe



Kendime not: Sabahlarken duygu durumunu değiştirecek şarkılar dinleme. Ha.. bir de soğuk kahve içme, sonra miden bulanıyor.

18 Mart 2015 Çarşamba


Bu dönem proje dersi için 3 keredir diğer derslerimi asıyorum. Bir yerden sonra üçün beşin hesabını yapamayıp yine geçen döneme bağlayacağımdan korkuyorum. Bu gidişe dur deyip bir yerden ipleri yakalamam lazım ama ne ara nerden tutacağım hiç bilmiyorum.


                                                     Bana bir (1) mantıklı sebep söyleyin.


17 Mart 2015 Salı


Pazar gününde ve gecesinde sabahlayarak uğruna beynimin yapıştırıcı kokusundan ve uykusuzluktan bulandığı, otobüste bir yerine bir şey olacak diye aklımın çıktığı maketimi hoca sağ elinin iki parmağıyla ezdiğinden beri hayattaki her şey biraz daha anlamsız geliyor. Sanırım ben yanlış anlaşılıyorum. Ve bu olması gerekenden biraz daha fazla umrumda. Kötü. Sabah zarar gelmesin diye kırk takla atarak götürdüğüm maketi akşam poşetimde sallaya sallaya geri getirdim. Bu da saçma. Saçma tabi ya. Ben ne bilirim ki zaten? İşime gelmeyen şeylere dışımdan 'saçma' der geçerim. İçimdense geçemem, içimde hep tortuları birikir. Bugün derse on dakika geç kaldığım için başka bir hoca beni derse almadı. Sonra çıkarken kapıyı kapatmaya her çalıştığımda rüzgar perdeyi her seferinde ısrarla araya sıkıştırdı. Bir iki dakika uğraştıktan sonra kenardaki karton kutuyu arkasına koydum tam arkamı dönüp gidiyordum ki rüzgar yine kapıyı ittirdi. Bu sefer geri dönüp içerden perdeyi açıp kapatacaktım ki hoca "hadi geç hadi çok çabaladın" dedi. Anlayabiliyor musunuz yani, o sırada rüzgar esmese ben derse giremeyecektim demek ki. İnanın görünenden daha çok çabalıyorum, tabi ki de perdeden bahsetmiyorum, ama işte her şey yine eşek hikayesine dönüyor. Dün yolda sanki biri omuzlarımdan aşağıya bastırıyor gibi hissetmiştim. Bıraksalar bir köşeye ilişirdim ve orada kalırdım. Saatlerce. Bulunduğum çevre enerjimi çekiyor. Gün sonunda kendimi yorgun argın uyuklarken buluyorum. Her şey ne için peki? Ben artık çilek tarlalarına gitmek istiyorum, çünkü burası çok sıkıcı. Gözlerim kapalıyken bile hiçbi' şey kolay değil.

Çilek tarlalarına gitmek de aşık olmakla eşdeğer bir şeydi bana kalırsa.
strawberry fields,
benim yolunu unuttuğum.

16 Mart 2015 Pazartesi


Manidar şarkıları severim.


15 Mart 2015 Pazar


Beşiktaş'a sabah malzeme almaya giderken otobüste işitme engelli olduklarından mı yoksa keyfine mi tam olarak anlayamadığım bir sebepten gülüşüp işaret diliyle konuşan iki kişi gördüm. "Göz" misafiri oldum. Henüz bir ders görmüş olmama rağmen muhteşem hızlı kavrama yeteneğim sayesinde hemen çözdüm ne dediklerini ;))) Bu durumdan çok hoşnut kaldım. Onların açısından da sanırım bu durum 'ecnebi memlekette Türkçe küfür edip kimse anlam veremediği için kendi aralarında gülüşmeleri gibi'ydi, ortamdaki diğer Türk'ü farketmediler ama.
İşaret dili çok zevkli. Tabiiğ anlaşmak için tek seçeneğimiz olmadığı takdirde.

 Stockholm sendromu.

13 Mart 2015 Cuma


En sevmediğim iki insan tipi: toplu taşıma araçlarında nefeslerini elimin üzerine doğru alıp verenler, derste öksürük krizine girdiği halde ne su içip ne de dersten çıkmayıp ciğer parçalayanlar.

Sabah sanat tarihi dersinde hoca toplantısı olduğu için bizi 12'de saldı. Sonra Merve ile yemek yedik. Öğleden sonra da Kabataş adalar iskelesinin orada hocalarla buluştuk. Yeni bir tasarım projesine başladık. Orda eskizler filan çizdikten sonra stüdyoya döndük. Akşam da arkadaşlarla Gümüşsuyu'na yemekhaneye gittik. Lapa lapa bir şeye benzeyen buğday rizotto yerine biraz daha tas kebabı alabilir miyim dediğimde rizottonun etten daha güzel olduğunu söyleyen amca, tamam, kolay kanıyoruz dedik de, O KADAR DA DEĞİL. İnsanlar kot montlar giyerken ben hala atkı şapka geziyorum, ben niye küresel ısınamadım acaba?

-Hava soğukken hiçbir şey yapasım gelmiyor da.

11 Mart 2015 Çarşamba


İşler pek istediğim gibi gitmiyor. Hissedebiliyorum. Büyük bir HAYAL KIRIKLIĞI DALGASI bana doğru geliyor. Keşke duvar yerine böyle durumlar için manevi bir kalkan yapabilseydik.


-SİZ KİMSİNİZ DE BENİM HAYALLERİMİ KIRACAKSINIZ! SİZ KİMSİNİZ ULAAAN!!??



Kendimi bir parçası olarak hissetmediğim hiçbir şey için çabalayasım gelmiyor.

10 Mart 2015 Salı


Pazar sabahı bi yerlerim dona dona geçen gittiğim şantiye alanına yine gittim. Böylesine bir soğukta akıllı bir insanın dışarı çıkmasını gerektirecek bir neden olamaz efendim, o-la-maz.. Dışardaki işlerimi hallettikten sonra eve dönüp performative duvarımı inşaa etmeye çalıştım, şirin bir şey, ama tek sorunu kendi başına ayakta duramaması... Duvarımın desteğe ihtiyacı var, benim de. Kendimi yine parçalara böldüm. Geçmeyen günler içerisinde yetmeyen saatler yaşıyorum. Hep birlikte göreceğiz ki bölüne bölüne artacak mıyım? yoksa bölüne bölüne yok mu olacağım? Kendimi bunca işin arasına atarken her şeye enerjim varmış gibi hissediyorum. Ertelemek istediğim hiçbir şey yok. Kaçırmak istediğim de. İnsan sanıyor ki ne kadar çok yerde olursa olamadığı yerleri daha az düşünür, sahip oldukları arttıkça, sahip olamadıklarını daha az önemser, öyle bir şey yok-muş. Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş, ben ise ulaşamadıklarımı hayranlıkla izlerim. Kedilerle anlaşamama nedenlerimden biri bu olur mu? Olur bence.

Çok uykum geldi.

7 Mart 2015 Cumartesi


Size 16 yaşındayken uyduruk bir kapak kampanyası tarafından telefonda dolandırıldığımı anlatmış mıydım?  Dün de hiç tanımadığım sadece telefonda bir kere konuştuğum birine para verdim. Umarım bu sefer dolandırılmamışımdır. Bilmiyorum, belki de ben iflah olmaz bir salağımdır. Ya da sadece beni kandırmak çok kolaydır. Oysaki ben kazandığım söylenen parayla anneme hediye beyaz eşya almayı filan düşünüyordum. Kampanyanın adında meymenet yoktu zaten. PEP Sİ YA ŞA TIR SE Nİ PEP Sİ ;)))'ymiş. AL İŞTE! AL! YAŞATTI SENİ PEPSİ sdjkljk! -seksist küfür- İşte dostlarım, o günden sonra bir daha pepsi içmedim. Aysti yeşilçaylı'dan şaşmadım. Bu da böyle bir anımdır.. 


                                                               Why Does It Always Rain On Me?

5 Mart 2015 Perşembe


Bazen başıma öyle şeyler geliyor ki tam kendimi şanslı hissedeceğim bir bakıyorum aslında olay eşeğimi önce kaybedip sonra buluşumdan ibaret. Yani üzüleyim mi sevineyim mi napayım ben ha, napayım? OLMAZ OLSUN BÖYLE ŞAAAAANS! diye haykırasım geliyor ama evrene yanlış mesaj da yollamak istemem yeeeaaaniii.

Bana kendimi değersiz hissettiren bir yerde bulunmak zorundayım. Daha doğrusu öyle hissettirildiğim. Bir süreliğine. Biraz uzun bir süre hatta. Bu zorunluluk mu, sorumluluk mu? Yoksa ikisi birden mi? ya daa sorumluluğun diğer adı zorunluluk mu? Neyse ne. İkisi de hoşuma gitmedi. N'olur günler çabuk geçsin, öyle bir geçsin ki kendimi "eriğimi mi önce yesem yoksa çileğimi mi?" diye düşünürken bulayım. Ağzımda hangi tadın en son kalmasını isterim. Bu önemli çünkü. Otobüste düğmeye basıldığını görüp de ardından bir daha basan insanlar'ı anlayanlar, bunu anlamaz. Ne garinticidirler onlaaaar, ne garantici.

İşaret dili eğitimi için başvurduğum yerde kontenjanlar dolmuştu. Sonra bir miktar üzülmüştüm. Tango derslerinin proje saatleriyle çakıştığını öğrendiğimde üzüldüğüm gibi. Bugün bir telefon aldım proje çıkışında. Yedekteymişim sıra bana gelmiş. Gelmek ister misin dediler. Olur dedim. Tam bi sevincem böyle bi ağırlık geliyor. Ayh.

Hadi ben gidiyom.

*Sanki ilk paragrafta anlattığım şeye son paragraftaki şeyle örnek vermek istemişim gibi olmuş lan ama inanın alakası yok, o iş hiç öyle değil. 

1 Mart 2015 Pazar


Sanırım saçlarımı kestirdiğim için biraz pişman oldum. Ara sıra bunu düşünüyorum. Yani her zaman değil de aklıma geldiğinde yaşadığım kısa dönemli pişmanlıklar. Zaten son 2 senedir verdiğim neredeyse tüm kararlardan pişmanlık duyuyorum. Çok tuhaf ya. Yaşın büyüdükçe daha doğru kararlar verirsin zannediyorsun, ama bazen 7 yaşımdaki halim benden daha olgun, daha mantıklı. Bu nasıl oluyor? Karar mekanizmam zamanla bozulmuş gibi. Bir de odamda yanlışlıkla küçük bir karadelik oluşturdum galiba. Aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum. Aynı anda çok fazla işi götürmeye çalışan bir birey olarak daha düzenli olmam gerek hem ya bu karadelik beni de yutarsa? Cuma günü hepimize rastgele tarifler dağıttılar ve bana cupcake tarifi geldi. Yarın için de bunların yapılış diyagramlarını ve keklerin KENDİLERİNİ bekliyorlar. Hmmm cupcake yapmam gerek. Bu da demek oluyor ki 2-3 bölüm daha 2 Broke girls izlemeliyiiim. İzlemeyenleriniz anlamadı tabii ezikler. şaka şaka. Kıvamı mıvamı olur inşallah, tarifin içinde "devil's food cake mix" diye bir şey var ama hayırlısı ya bakalım.

.