11 Şubat 2015 Çarşamba


Havalar yeniden soğudu. Hem de el sızlatan cinsten. İki gündür de okulun etrafını silahlı polisler, tomalar çevirmiş durumda. Yanlarından geçerken sürekli aklımda çatışmalı senaryolar yazıp, oynatıp, geçip gidiyorum. O kadar çok şey oluyor ki aslında. Her şey hıphızlı olup bitiyor. Şu aralar amaçsız bi biçimde ordan oraya savruluyorum, bu bana iyi gelmiyor. Üniversitede ilgimi çeken bir mesleğin olmadığını farketmemin yirminci yaşımın sonuna denk gelmesi pek hoş olmadı. Böyle olacağını hiç düşünmezdim.  Bazen durup hayatımı üçüncü bir şahıs gözüyle film şeridi gibi gözlerimin önünden geçirttiriyorum. Valla hayat baya süprizli arkadaşlar.

İkinci üniversitemde de derslerimin hepsinden mucizevi bi şekilde geçmişim zaten. Bu dönem aldığım tüm derslerim ödevli çıktı. Ben de o zaman bu dönem azcık dans edeyim bari dedim. Şartlar uyum sağlarsa müsadenizle biraz tango yapcam, pistten çocuklarımızı alalııım, evet.

Ah hep o Roxanne..

Tango demişken, Scent of a Woman'ı izlerken bu sahne çok hoşuma gitmişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder