4 Ekim 2017 Çarşamba


Bu nasıl bir vücudun tepki verme sistemidir bilmiyorum ama midem bulanıyor. Baya kusacak gibi hissediyorum. Ve bu keyfimi kaçırıyor. Uyuyamıyorum fakat herhangi bir şeye de odaklanamıyorum. Enerjim tükenmiş gibi hissediyorum çoğunlukla. Sonra uyumak istiyorum ama vakit olmuyor. Çünkü as la ve ka ti suretle uyumamam gereken yerlerde olmam lazım. İşlerim yine dağ gibi birikti ve dağın üzerinden kurtulan parçalar yuvarlanarak çığ şeklinde bana doğru geliyor. Ama bunları karşılayacak dermanım da yok. Sorumluluklarımı yerine getirmiyorum. Yetişkin gibi davranmıyorum. Yine ve yine aş şırı haksızlığa uğramış hissediyorum. Neden bilmiyorum ama bu hayatta en yoğun hissettiğin duygu ne deseler bu olabilir. Ve ne diyordum ha.. kusma hissiyatı. Çok güçlü. Bir kussam her şey geçecekmiş gibi ama geçmez. Ve uykusuzluk. Aynı zamanda birine kızma isteği ama çok kızma isteği, böyle omuzlarından tutup sarsarak ya da işaret parmağımı göğsüne doğru doğrultarak tehditvari bir şekilde, beni çok üzdüğünü anlamasını sağlayacak kadar kızma isteği. Oysa o üzmedi ben üzüldüm.

Küçük bi' yıkıldım ama halledicem.

24 Eylül 2017 Pazar



Unutuyorum hep unutuyorum, kaç yaz'ım kaldı bilmiyorum, hala kırk'ımda ölmek istiyorum. mesela.
Bu kadar uzun zamandan beridir hiç bu denli sıkışmamıştı içim. Ne denli rahatmışım şimdi anladım. Apaçık gökyüzüm birden kapkara bulutlarla kaplanmış gibi oldum. Bu yaz istanbul'a ben Pera'da ofisteyken yağan yağmur gibi, yaz yağmuruyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan yağmur gibi. Tepemizden başımıza dolu parçaları fırlatarak. Kızmak istiyorum ama kızamam ki hakkım yok. Hem ne diye kızacağım. -Ordan bakınca anlaşılmıyorsa söyleyeyim bu mutlu bir yazı.- 

                                                                 -  S O N -

Bak, bu da son. Mutlu Son.



Yazınca her şey ne kadar kolay-mış gibi. Ders kitaplarındaki teorik bilgiler-miş gibi. Oku-muş'uz, inan-mış'ız, öğrendiğimizi san-mış'ız, sınavlardan sonra unut-muş'uz gibi. Kendimizi de kandır-mış'ız gibi. Tam olarak bilinmeyen bir zaman dilimi sonunda gibi kelimesini kullanmamıza gerek kalmaması gibi. Hadi buna gerçekleme diyelim.



EYLÜL GÜNLÜKLERİ '17


  Okul açılalı 2 hafta oldu. Bu dönem tüm günlerim okulla dolu. Çünkü deliler gibi çalışıp mezun olmaya karar verdik. Hatta haftamın tek küçük boşluğu olan cuma öğleden sonrama da sevgili okulumuz danışmanlarımızla güya bir araya gelip kariyer manyaklığımıza ne yönde devam edeceğiz konuşup birlikte hayaller kuralım temalı akademik danışmanlık dersi koydu. ama birlikte zaman harcamamız ve kafa yormamız gereken danışmanımın o gün gün boyu dersi olduğu için o da bize şöyle bir mail göndererek dönemin ilk kazığını attı.  


12 Eylül 2017 Salı


Hayatımı şu anda bir filmden kesitler olarak düşündüğümde kulağıma submarine tınısı geliyor. Sanki böyle pembe gözlüklerimizi çıkarıp yatağın ucundaki komodinin alt çekmesinde unutulmaya yüz tutması için bırakmışız. Sonra mavi camlı gözlüklerimizi takıp her sahnesine bir parça hüzün ve melankoli eklemişiz. Baby blue. Böyle puslu bir mavi ama. Çünkü her seferinde duyguların en zirve noktaya ulaşmasında bir takım aksaklıklar olmuş. Ben de şikayet etmeyi bırakıp durumları kanıksayıp normallerin aslında hep bu şekilde geliştiğini düşünmüşüm.

30 Temmuz 2017 Pazar




I think of him,


but I no longer speak of it.

21 Mayıs 2017 Pazar


Neler yapmam gerektiğini biliyorum.

Ne zaman yapmam gerektiğini biliyorum.

Neden yap-a-mıyordum o halde?

18 Mayıs 2017 Perşembe


Bugün okulda bu dönemin derslerinin son günüydü. Dönemin son dersiyle gerçekten okulun kapandığı dönemlerimi geçeli baya olduğu için hiçbir şekilde rahatlamış hissedemedim. Üstüne üstlük projeyi geçebilmem ve birtakım işleri yapmam için önümde taş çatlasın 15 günüm var. Üniversiteye giden bir yetişkin olmak çok yorucu ve tüketici. Belki de tüm bunlar bölümümü yeterince sevemediğimi hissettiğim için oluyordur, bilmiyorum.

Bu dönem İngilizce dersinde sosyal medyanın öğrenciler üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bir makale yazdık. Ben daha çok psikolojik etkilerinde yoğunlaştım. Hocamız o kadar tatlıydı ki kendisi hakkında halis, munis, narin, zarif gibi dar ünlüleri bolca içeren birtakım sıfatlar sıralanabilir bolca. Bizi proje sabahları, saati 8:30 olan derse o kadar az 8:30 da getirdi ki. Bu kadar halden anlayan bir hoca olması bile Taşkışla hocası olmadığının göstergesi bence. Çok seviyom ama. Kedi gibi bi' şey. Neyse that's all. Bu kadar ingiliççe yeter.

Günlerim şimdilik aptal bölümüm yüzünden büssürü neşemi bulduracak eğlence aktivite ve festival kaçırmakla geçiyor. Kendimi tesellim yaz tatilimde katılacağım sanat festivali ve hatta planlayabilirsem ağustos başına ve festivalin öncesine sığdıracağım interrail gezimi düşünmekle son buluyor. Bu konu hakkında bir günlük hazırlamaya karar verdim.