22 Kasım 2017 Çarşamba


                                                                         Hate da people

Büyümek, eğer etrafınızda sevdiğiniz insanları tutamıyorsanız çok boktan bir şey. Bense daha çok büyümüş değil de yaş-almış, yani yaşlanmış hissediyorum. Çok erken yaşta bir takım içsel varoluş sancılarına kapıldığım için kafam bi'dünya. Ve bazen odaklanma sorunu yaşıyorum. Bu dönemin üniversitenin son senesine denk gelmesi hiç hoş olmadı. Oysaki kendi dogmalarımı oluşturup onlarla yola mutlu mesut bir şekilde devam ettiğimi  sanıyordum. Meğerse sadece mutsuzum ama keyfim yerinde imiş. Son 1 senedir ise sanki mutsuzum ama keyfim bile yerinde değil. Fakat keyifli taklidi yapıyorum çoğunlukla. Bence iyi de beceriyorum. Öyle ki ben bile inanıyorum ara sıra.

Bence her duygunun evreleri olmalıydı. Hani birini kaybedince filan yas'a kadar diye uzanıp gidiyor ya, öyle. Birini kaybettiğimden de değil hani. Ama ben sürekli duygumun bir sonraki aşamaya geçmemesi için kendime sürekli 1. evreyi hatırlatıp duruyorum. Oysaki içimden bir sönümlenip gitse belki şu duygu belki yeniden bir kuş kadar özgür hissedeceğim. Daha önce olduğu gibi. Noktalı hikayeler durağına hoş geldiniz. Aktarma yapmak için bir sonraki trenden uzay boşluğuna kendinizi bırakabilirsiniz.



Allahım bu nasıl bir duygu? Resmen kendimi düşünemiyorum.

10 Kasım 2017 Cuma



5 yıl olmuş neredeyse, saymayı bırakınca farkedememişim ama şimdi,  bi bıraksalar öyle bir uyurum ki

"Yaşadığım çok kötü günler, yaşadığım anlardaki yoğunluğunu yitirdi. Yaşadığım iyi günleri de unutmuşum. Sonuç anlamsız bir ortalama."




4 Ekim 2017 Çarşamba


Bu nasıl bir vücudun tepki verme sistemidir bilmiyorum ama midem bulanıyor. Baya kusacak gibi hissediyorum. Ve bu keyfimi kaçırıyor. Uyuyamıyorum fakat herhangi bir şeye de odaklanamıyorum. Enerjim tükenmiş gibi hissediyorum çoğunlukla. Sonra uyumak istiyorum ama vakit olmuyor. Çünkü as la ve ka ti suretle uyumamam gereken yerlerde olmam lazım. İşlerim yine dağ gibi birikti ve dağın üzerinden kurtulan parçalar yuvarlanarak çığ şeklinde bana doğru geliyor. Ama bunları karşılayacak dermanım da yok. Sorumluluklarımı yerine getirmiyorum. Yetişkin gibi davranmıyorum. Yine ve yine aş şırı haksızlığa uğramış hissediyorum. Neden bilmiyorum ama bu hayatta en yoğun hissettiğin duygu ne deseler bu olabilir. Ve ne diyordum ha.. kusma hissiyatı. Çok güçlü. Bir kussam her şey geçecekmiş gibi ama geçmez. Ve uykusuzluk. Aynı zamanda birine kızma isteği ama çok kızma isteği, böyle omuzlarından tutup sarsarak ya da işaret parmağımı göğsüne doğru doğrultarak tehditvari bir şekilde, beni çok üzdüğünü anlamasını sağlayacak kadar kızma isteği. Oysa o üzmedi ben üzüldüm.

Küçük bi' yıkıldım ama halledicem.

24 Eylül 2017 Pazar



Unutuyorum hep unutuyorum, kaç yaz'ım kaldı bilmiyorum, hala kırk'ımda ölmek istiyorum. mesela.
Bu kadar uzun zamandan beridir hiç bu denli sıkışmamıştı içim. Ne denli rahatmışım şimdi anladım. Apaçık gökyüzüm birden kapkara bulutlarla kaplanmış gibi oldum. Bu yaz istanbul'a ben Pera'da ofisteyken yağan yağmur gibi, yaz yağmuruyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan yağmur gibi. Tepemizden başımıza dolu parçaları fırlatarak. Kızmak istiyorum ama kızamam ki hakkım yok. Hem ne diye kızacağım. -Ordan bakınca anlaşılmıyorsa söyleyeyim bu mutlu bir yazı.- 

                                                                 -  S O N -

Bak, bu da son. Mutlu Son.



Yazınca her şey ne kadar kolay-mış gibi. Ders kitaplarındaki teorik bilgiler-miş gibi. Oku-muş'uz, inan-mış'ız, öğrendiğimizi san-mış'ız, sınavlardan sonra unut-muş'uz gibi. Kendimizi de kandır-mış'ız gibi. Tam olarak bilinmeyen bir zaman dilimi sonunda gibi kelimesini kullanmamıza gerek kalmaması gibi. Hadi buna gerçekleme diyelim.



EYLÜL GÜNLÜKLERİ '17


  Okul açılalı 2 hafta oldu. Bu dönem tüm günlerim okulla dolu. Çünkü deliler gibi çalışıp mezun olmaya karar verdik. Hatta haftamın tek küçük boşluğu olan cuma öğleden sonrama da sevgili okulumuz danışmanlarımızla güya bir araya gelip kariyer manyaklığımıza ne yönde devam edeceğiz konuşup birlikte hayaller kuralım temalı akademik danışmanlık dersi koydu. ama birlikte zaman harcamamız ve kafa yormamız gereken danışmanımın o gün gün boyu dersi olduğu için o da bize şöyle bir mail göndererek dönemin ilk kazığını attı.  


12 Eylül 2017 Salı


Hayatımı şu anda bir filmden kesitler olarak düşündüğümde kulağıma submarine tınısı geliyor. Sanki böyle pembe gözlüklerimizi çıkarıp yatağın ucundaki komodinin alt çekmesinde unutulmaya yüz tutması için bırakmışız. Sonra mavi camlı gözlüklerimizi takıp her sahnesine bir parça hüzün ve melankoli eklemişiz. Baby blue. Böyle puslu bir mavi ama. Çünkü her seferinde duyguların en zirve noktaya ulaşmasında bir takım aksaklıklar olmuş. Ben de şikayet etmeyi bırakıp durumları kanıksayıp normallerin aslında hep bu şekilde geliştiğini düşünmüşüm.